Maden ruhsatı iptal edilen bir şirket için asıl soru çoğu zaman davayı kazanıp kazanmayacağı değil, dava sürerken sahada ne olacağıdır. İdari yargıda bir dosyanın kesinleşmesi yıllar alabiliyor. Bu süre içinde saha ihaleye çıkabiliyor, teminat irat kaydedilebiliyor, işçiler ve makineler beklemede kalıyor. Yürütmeyi durdurma kararı bu yüzden çoğu maden davasının kaderini belirleyen ilk ve en kritik aşama.
Teori: dava açmak işlemi durdurmaz
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 27. maddesinin ilk fıkrası bu konuda tartışmaya yer bırakmıyor: Danıştayda veya idare mahkemelerinde dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ruhsat iptaline karşı dava açıp yürütmenin durdurulmasını istemeyen şirket, idarenin işlemi uygulamaya devam etmesine karşı korumasız kalır.
Mahkemenin yürütmeyi durdurabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir (İYUK m.27/2). İşlem uygulandığında telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalı ve işlem açıkça hukuka aykırı olmalı. Biri olmadan diğeri yetmez. Karar kural olarak idarenin savunması alındıktan ya da savunma süresi geçtikten sonra verilir ve mahkeme, işlemin neden açıkça hukuka aykırı olduğunu ve hangi zararların doğacağını kararında göstermek zorundadır.
Usulde dikkat edilmesi gereken birkaç ayrıntı var. Yürütmeyi durdurma kararları kural olarak teminat karşılığında verilir, ancak mahkeme durumun gereğine göre teminat aramayabilir (m.27/6). Karara karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde bir kez itiraz edilebilir ve itiraz üzerine verilen karar kesindir (m.27/7). En önemlisi, aynı sebeplere dayanarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez (m.27/10). Bu nedenle ilk talep, sonradan tamamlanacak bir taslak gibi değil, eksiksiz bir dosya olarak hazırlanmalı.
Karar verildikten sonra idarenin takdir alanı kalmaz. İYUK m.28/1'e göre idare, yürütmeyi durdurma kararının gereğini gecikmeksizin ve her hâlde kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır.
2025 değişiklikleri: 7554 sayılı Kanun ne getirdi?
19 Temmuz 2025 tarihli 7554 sayılı Kanun, Maden Kanunu'nun izinlere ilişkin 7. maddesini büyük ölçüde yeniden yazdı. Bu değişiklikler, hem ruhsat iptallerinin gerekçelerini hem de bu iptallere karşı yürütmeyi durdurma talebinde ileri sürülebilecek argümanları doğrudan etkiliyor.
İlk önemli değişiklik sürelerle ilgili. Ormanlar dışında, m.7/2'de sayılan alanlarda (özel çevre koruma bölgeleri, sit alanları, kıyılar, 1/5000 ölçekli imar planı onaylı alanlar gibi) ruhsat düzenlenmeden önce MAPEG, ilgili kurumdan izin istiyor. Kurum üç ay içinde cevap vermek zorunda. Cevap gelmezse bir ay daha süre veriliyor ve bu sürenin sonunda da karar bildirilmezse izin verilmiş sayılıyor (m.7/3). Benzer bir kural ÇED süreci için de getirildi: kurumlar görüşlerini en geç üç ay içinde bildiriyor, ek süre en fazla bir ay. Süresinde görüş bildirmeyen kurumun görüşü olumlu kabul ediliyor ve daha önce izin vermiş bir kurum ÇED sürecinde olumsuz görüş veremiyor (m.7/11).
İkinci değişiklik orman izinlerinde. Devlet ormanlarındaki maden faaliyetleri için izin artık MAPEG'in talebi üzerine üç ay içinde ve yirmi dört ay süreyle bedelsiz olarak veriliyor. Bu süre MAPEG'in talebiyle on iki ay uzatılabiliyor (m.7/4).
Üçüncüsü ve belki en tartışmalı olanı ise yeni bir karar mercii. IV. Grup madenler ile stratejik veya kritik madenler için ilgili kurum izin vermezse, nihai kararı artık Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki Maden İzinleri Kurulu veriyor (m.7, son fıkra). Kurulun çalışma usulü 13 Kasım 2025'te yayımlanan yönetmelikle belirlendi. Yönetmelik, Kurul kararlarını "kesin" olarak nitelendiriyor. Ancak Anayasa'nın 125. maddesi idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunu açık tuttuğu için, bu karara dayanılarak tesis edilen işlemlerin yargı denetiminin dışında kalmayacağı kanaatindeyiz.
Ruhsat iptali bakımından şunu da not etmek gerekiyor. İşletme izni için gerekli ÇED, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı gibi belgelerin süresinde verilmemesi hâlinde her yıl idari para cezası uygulanıyor ve bu izinler yüzünden işletme izni alınamazsa ruhsat süresi uzatılmıyor (m.24/11). İzinsiz faaliyetin üç yıl içinde üç kez tespit edilmesi ise doğrudan ruhsat iptali sebebi (m.7). 2026 yılında da Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği (23.01.2026) ve Maden Sahaları İhale Yönetmeliği (12.03.2026) yürürlüğe girdi. Bu nedenle 2026 itibarıyla açılan davalarda, işlem tarihindeki mevzuatın hangisi olduğu her dosyada ayrıca kontrol edilmeli.
Uygulama: Danıştay'ın güncel kararları
Danıştay 8. Dairesinin son kararları, bu kuralların sahada nasıl uygulandığına dair iyi bir fikir veriyor.
Arama ruhsatı sahibi, işletme ruhsat bedelini sürenin bittiği günden birkaç gün sonra, ancak iptal işleminden önce yatırmıştı. İdare yine de işletme projesini reddedip ruhsatı iptal etti. İlk derece mahkemesi önce yürütmeyi durdurdu, ardından işlemi ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı bularak iptal etti. Mahkemenin dikkat çeken tespiti şuydu: idarenin, yürütmeyi durdurma kararını uygulamak zorunda olduğu için iptal işlemini geri alması, işlemden kendi isteğiyle vazgeçtiği anlamına gelmez ve davayı konusuz bırakmaz. Bölge idare mahkemesi istinafı reddetti, Danıştay 8. Dairesi de kararı onadı.
II (a) grubu bir sahayı ihaleyle alan şirket, işletme ruhsatı için mali yeterlilik belgesini iki aylık süre içinde sisteme yüklememişti. Sistemde 2018 tarihli ve tutarı yeterli bir banka referans mektubu zaten bulunduğu için bunun yeterli olacağını düşünmüştü. Bunun kabul edilmeyeceğini öğrenince, idare ret işlemini tesis etmeden önce güncel mektubu yükledi. İdare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi şirketi haksız buldu. Danıştay 8. Dairesi ise oyçokluğuyla bozma kararı verdi. Daireye göre yükümlülük ret işleminden önce yerine getirilmişti ve bu durumda talebin mali yeterlilik belgesi verilmediği gerekçesiyle reddedilmesi hukuka uygun değildi. Süre kaçırıldı diye sonuç her zaman ret olmuyor.
Kalker işletme ruhsatı sahibi bir şirketin yaklaşık 25 dönümlük orman alanı için yaptığı izin başvurusu, alanın verimli devlet ormanı olduğu ve sosyal sorunlara yol açacağı gerekçesiyle reddedilmişti. Bölge idare mahkemesi işlemi iptal etti. Danıştay ise kararı eksik incelemeye dayandığı gerekçesiyle bozdu. Daireye göre faaliyetin orman dışında yapılmasının mümkün olup olmadığı, verilecek iznin çevreye etkisi ve sahanın gerçekten verimli orman olup olmadığı keşif ve bilirkişi incelemesiyle somut verilere dayanarak belirlenmeliydi. Bu karar 7554 sayılı Kanun öncesindeki izin rejimine ilişkin. Ama mahkemenin kamu yararı karşılaştırmasını somut veriye bağlama yaklaşımı, yeni sistemde de belirleyici olmaya devam edecek.
Kocaeli'de bir kalker ocağının işletme ruhsatı, Maden Kanunu m.7 kapsamındaki izinler süresinde sunulmadığı için süre sonunda uzatılmayarak iptal edilmişti. Danıştay ruhsat iptaline ilişkin kısmı onadı. İdari para cezası bakımından ise şirketin ÇED sürecini gereği gibi takip etmediğini ve ret işlemlerine karşı dava açmadığını tespit ederek kusurlu olduğu sonucuna vardı. İzin süreçlerini kenardan izleyen ruhsat sahibi, sonunda bunun bedelini ödüyor.
Bu kararlardan ne çıkarmalı?
Danıştay'ın 2025 ve 2026 kararları birlikte okunduğunda iki yönlü bir tablo ortaya çıkıyor. Bir tarafta, ruhsat sahibinin yükümlülüğünü geç de olsa idare işlem tesis etmeden önce yerine getirdiği durumlarda iptal ya da ret işlemlerini ölçüsüz bulan kararlar var. Diğer tarafta, izin süreçlerini takip etmeyen ve ret işlemlerine karşı dava açmayan ruhsat sahibini kusurlu sayan kararlar. Yürütmeyi durdurma talebinin gücü de büyük ölçüde şirketin bu iki tablodan hangisine yakın durduğuna bağlı.
Bu yüzden ruhsat iptal işlemi tebliğ edildiğinde ilk iş, dava açma süresini takvime almak ve işlem tarihinde hangi mevzuatın yürürlükte olduğunu belirlemek olmalı. 7554 sayılı Kanun'la gelen "süresinde cevap verilmezse izin verilmiş sayılır" ve "görüş bildirmeyen kurumun görüşü olumlu kabul edilir" kuralları, özellikle izin eksikliğine dayanan iptallerde açık hukuka aykırılık iddiasının temeli olabilir.
Telafisi güç zarar ise soyut ifadelerle değil belgelerle anlatılmalı. Yapılan yatırımın tutarı, sahadaki makine ve tesislerin değeri, çalışan sayısı ve devam eden tedarik ve satış sözleşmeleri dosyaya konulmalı. Ruhsat bedeli, Devlet hakkı ve izin başvurularına ilişkin her belgenin tarihli bir dosyada tutulması, hem yürütmeyi durdurma aşamasında hem de esasta en güçlü dayanak oluyor. İzin başvurularının olumsuz sonuçlanması hâlinde bu ret işlemlerine karşı da ayrıca ve süresinde dava açılmalı. Yukarıdaki Kocaeli kararı, bu adımın atlanmasının ne kadar pahalıya mal olabileceğinin iyi bir örneği.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Atıf yapılan mevzuat hükümleri yazının yayın tarihindeki haliyle esas alınmıştır.